fbpx

İnsülin Çeşitleri ve Diyabet Üzerindeki Etkisi

Merhaba! Bu yazımda size toplumumuzun ortak problemi olan ve ilerlediğinde bizi ciddi rahatsızlıklarla karşılayan diyabet ve onun temel nedeni olan insülin hormondan bahsedeceğim.

İlk olarak insülin çeşitlerinden bahsedelim;

İnsülin hepimiz bildiği gibi eksikliğinde veya yetersizliğinde kan şekerimizi yükselten bir hormondur. Aynı zamanda kan şeker düzeylerinin istenilen sınırlarda tutulmasına ve şekerin hücre içine girebilmesine yardımcı olur. Kaç çeşit insülin varmış onları inceleyelim.

1) Kısa Etkili İnsülinler (Regüler)

  • Etkisinin başlama süreleri 30-60dk, pik süreleri 2-3 saat ve eti süreleri 5-8 saat arasındadır.
  • Etkisi hızlı insülinden daha uzundur.
  • Yemekten 30-60dk önce vücuda alınmalıdır.
  • Actrapid ve Humalin örnek olarak verilebilir.

2) Orta Etkili İnsülinler (NPH)

  • Etkisinin başlama süreleri 2-4 saat, pik süreleri 4-10saat ve etki süreleri 10-16 saat arasındadır.
  • Maksimum etkinin olduğu zamanlarda alınması hipoglisemiyi önler.
  • Bazal insülin gereksinimini karşılamak için günde 1-2 kez kullanılması önerilir.

3) Hızlı Etkili İnsülinler ( Lispro, Aspart, Glusin )

  • Etkilerinin başlama süreleri 10-15dk, pik süreleri 30-90dk ve etki süreleri 4-5saat sürmektedir.
  • Öğünden gelen karbonhidratları karşılamak için bolus insülini yani yemeklerden sonra ihtiyaç duyulan insülin olarak uygulanır.
  • Öğünden önce hemen uygulanabilir olduğu için yaşam kalitesini arttırır.

4) Uzun Etkili İnsülinler ( Galarjin, Detemir )

  • Pik etkisi yapmazlar ve etkileri 24 saat kadar sürer.
  • Bazal insülin ihtiyacını karşılar.
  • Her gün aynı saat olmak şartıyla istenilen bir zamanda uygulanabilir.
  • Hipoglisemi riskini düşürür.

İnsülin çeşitlerinden bahsettik. Peki ya hangi insülin çeşidini kullanacağımızı nerden bilebiliriz hemen bakalım;

  • Tabii ki kişi doğru insülin tedavisini doktor yardımıyla belirlemelidir.
  • Kişinin vücudunun insüline verdiği tepki
  • Kişinin yaşam tarzı
  • Kişinin yaşı

Şimdi de ana nedeni insülin olan ve düzenli beslenmediğimiz takdirde hepimizin risk altında olduğu diyabetten bahsedelim. Diyabet, pankreasın yeterli miktarda insülin üretemediği ya da üretilen insülinin etkili bir şekilde kullanılamaması sonucunda oluşan ciddi belirtilere neden olabilen bir hastalıktır ve kişi tükettiği besinlerden kana geçen glukozu kullanamaz sonucunda kan şekeri yükselir. Tip 1 ve Tip 2 diyabet olmak üzere iki çeşidi vardır.

  1. Tip 1 Diyabet: İnsülin hormonu yokluğunda görülür ve kan şekerinin hızlı yükseldiği diyabet türüdür. Hasta enerji olarak glukoz değil yağları kullanmaya başladığı için kilo kaybı görülür. Genç yaşlarda görülme sıklığı daha fazladır. İlaçla değil sadece insülinle tedavi edilebilir.
  2. Tip 2 diyabet: Görülme sıklığı Tip 1 diyabetten daha fazladır. Genelde ileri yaşlarda ortaya çıkar. En önemli problemleri insülin salgısında eksiklik ve insülin direncidir. Erken tanı koyulduğunda diyet ve egzersizle gerektiğinde ilaç tedavisiyle dengeli düzeye getirilebilir. İlk zamanlar ilaçla tedaviye başlanıp sonrasında insülin tedavisine geçilebilir.

Diyabetli bir hastanın beslenme tedavisi nasıl olmalıdır?

  • Her gün her besin grubundan yemelisiniz.
  • Kompleks karbonhidratları tercih edin ve lif alımını artırın.
  • Daha fazla nişastasız sebze (brokoli, ıspanak), meyve ve bakliyat tüketin.
  • Çilek düşük kalorili, liften ve sudan zengin iyi bir meyve seçeneğidir.
  • Tahılların en az işlenmiş olanlarını tercih edin.
  • Yulaf kan şekerinin hızla yükselmesini önleyip kan şekerini düzenler ve kilo vermeye yardımcı olur.
  • Patates ve işlenmiş tahıllardan kaçının (beyaz ekmek, beyaz makarna, vs.).
  • Tatlılardan kaçının.
  • Yağ, şeker ve tuzu mümkün olduğunca az kullanın.
  • Bir çay kaşığından (2300 mg sodyum) fazla tüketmeyin (hipertansiyon olmasa bile). Sodyum (tuz) böbreklerde glukoz geri emiliminde rol oynar.
  • Sağlıklı et tercih edin (balık, yağsız kırmızı et, tavuk eti).
  • Sağlıklı yağlar tercih edin; zeytin yağı, kabuklu yemişler (badem, ceviz, vs.). Hazır, paketlenmiş gıdada bulunan trans yağları tüketmeyin.
  • İlk gıda alımını takiben belli bir süre sonra beyindeki tokluk merkezi uyarılacağı için ne kadar yavaş yemek yenilirse o kadar az kalori alımı ile bu süreye ulaşılmış olur.
  • Tokluk hissedince yemeye devam etmeyin.

Evet gelelim hepimizin düzenli olarak yaptırabileceği ve diyabette erken tanıyla sağlığımıza daha çabuk kavuşmamızı sağlayan önlemlere;

  • Kan şekeri ölçümü
  • İdrarda protein varlığına yönelik test
  • Ayak muayenesi
  • Kan basıncı ölçümü
  • Vücut ölçümü
  • Kolestrol ölçümü
  • EKG

Peki kan şekerimizi kontrol altına alamadığımızda ne gibi rahatsızlıklarla karşılaşabiliriz onlara bakalım;

  • Gangren, uzuv kaybı
  • Dolaşım sistemi bozuklukları, kalp krizi
  • Görme kaybı
  • Böbrek yetmezliği
  • Felç
  • Ağrı, his kaybı

Tabii ki her şeyin en başında sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersiz yapımı gelir bunu unutmayalım ve kendimizin değerini bilelim 😊 Herkese sağlıklı günler <3

Klinik Diyetisyen Derya Fidan ile ‘Cho Sayımı ve Diyabet’ Etkinliği  Güncellenen Bilgilerle Yeniden 16-18 Mayıs tarihlerinde Etkin Kampüs Dijital Sahnesinde Sizlerle! Bilgi birikimini artırmak, karbonhidrat sayımı ve diyabet alanlarında güncel bilgileri takip etmek, öğrenmekte zorluk çektiğin bu konuları daha anlaşılabilir bir dille öğrenmek, püf noktalarına hakim olmak için bu etkinliğe katılabilirsin. Etkinliği incelemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Sıla Ayvalık
Kırklareli Üniversitesi Beslenme Ve Diyetetik 2.Sınıf

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum Yap