Duygusal Dayanıklılık Nasıl Arttırılır?

Duygusal Dayanıklılık Nasıl Arttırılır?

“Umutsuzken, değiştirilmesi imkansız bir kaderi yaşıyorken bile hayatta kalmak için bir neden bulabileceğimizi hiçbir zaman unutmamalıyız.” Viktor Frankl, Logoterapi’nin kurucusu

Hepimizin bildiği gibi hayat iniş ve çıkışlarla doludur. Olumsuzluklar, mücadele edilmesi gereken durumlar her zaman hayatımızda bir yer edinir. Peki, bu tarz durumlara karşı dirençli oluruz? Duygusal olarak kendini tükenmiş, birisi elinden tutmadan ayağa kalkamayacak gibi mi hissediyorsun? O zaman seni buraya alalım… 

Araştırmalar sonucunda duygusal dayanıklılığı yüksek olan insanlara bakıldığında büyük bir kısmında ortak özelliklere rastlanılmıştır. İşte araştırmalara göre duygusal dayanıklılığı yüksek kişiler, şu özelliklere sahiptir:

  • Gerçeği olduğu gibi kabul ederler
  • Doğaçlama/spontane hareket edebilirler
  • Hayatın anlamlı olduğuna dair, dört elle sarıldıkları birtakım değerlerle desteklenen güçlü bir inanç beslerler
  • İyimserdirler
  • Sosyal yapıları vardır
  • Fiziksel olarak güçlüdürler
  • Her zaman yeni çözümler üretebilirler

Duygusal Dayanıklılık Nedir?

Duygusal dayanıklılık en basit ifade ile zihnin olumsuz bir durumla karşılaştığında kendini sahinleştirme becerisidir. Bir başka tanımı ise kişinin değişime ve karışıklığa ayak uydurabilme kapasitesidir. Bu içsel bir motivasyondur. Yaratıcılık gibi aslında insanın gizemli taraflarından biridir. Ve diğer karakter özelliklerimiz duygusal zeka, sosyal zeka gibi doğduğumuz andan ithafen var olan ve yaşam boyu gelişmeye devam eden bir özelliktir.

Duygusal Dayanıklık Arttırma Yöntemleri!

“Gerçeği olduğu gibi kabullenmek”

Optimist olmak, gerçekçi iyimser olmak demektir. İyimserliğin, gerçeklik algımızı bozmaması gerekiyor. “İçinde bulunduğum durumun gerçeklerini tam manasıyla anlıyor ve kabulleniyor muyum?” sorusunu kendimize sorabiliriz. Gerçeği olduğu gibi kabullenmek aslında bir bakıma korkularımızla da yüzleşebilmek demektir. Mutlu ve duygusal olarak güçlü bir insan olmanın yolu, tüm duygularımıza eşit uzaklıkta olmaktır. Korku da bu duygularımızdan biridir. Nörobilimcilere göre korkularımızla başa çıkmanın tek yolu onlarla yüzleşebilmemizdir. Korkularımızdan kaçmaya çalışmak, o an yaşayacağımız kötü duyguyu ötelemek ya da görmezden gelmek sorunla sadece geçici olarak baş etmemizi sağlar. Onlarla yüzleşmediğimiz sürece korkularımız bizim için daha kalıcı ve daha korkutucu hale gelirler.

Spontane hareket etmek yaratıcılığı geliştirir!

Duygusal olarak zayıf hissettiğimiz zamanlarda sürekli olarak gerçekleştirdiğimiz işleri tekrarlamak durumun daha da kötüye gitmesine neden olabilir. Gündelik olarak yapmamız gereken sorumluluklarımızı yerine getirdikten sonra farklı bir aktivite ile uğraşmak düşünce yapımızın değişmesini ve yaratıcılığımızın gelişmesini sağlayacaktır. İş yerinde bunalan birisinin küçük bir tatile çıkması veya sınava çalışmaktan bunalan bir öğrencinin molalar vermesi bu duruma örnek verilebilir. Özetle duygusal olarak zayıf hissettiğiniz dönemlerde spontane ve doğaçlama hareket etmenizi öneririz. 

Doğaçlama yeteneği, elde olanlarla yeni bir şey üretebilme becerisidir. Bu beceriye “Brikolaj” denilmektedir. Sözcük İngilizce’de “bouncing back” yani “iyileşmek, toparlanmak” anlamını taşıyor. 

Brikolaj; modern çağda bir tür icat kabiliyeti gibi, elde doğru araç veya materyal olmadan bir probleme çözüm üretme becerisidir. Brikolajcının zihni, daima çözüme odaklıdır. Bu nedenle yeni yöntemler denemek için elindeki araçları kendi amaçlarının dışında kullanarak ortaya farklı şeyler koyabilir. Brikolajcı, başkasının elini kolunu bağlayan bir durumda yaratıcı bir çözümle ortaya çıkabilir. 

Hayatın anlamlı bir yer olduğuna inanmak insana güç katar! 

Hayatın anlamlı bir yer olduğuna inanan ve kendi öznel değerleriyle bu anlamı yaşatan kişilerin, zorluklarla mücadele etme becerisi yüksektir. Hatta bu kişiler; yaşadıkları zorlukları, zorluk olarak bile görmüyorlar. O nedenle olanı değiştirmek veya olana direnmek yerine, olanın içinde kalabilmek, yaşananlardan anlam çıkararak ilerlemek, insanın duygusal dayanıklılığını arttırıyor.

Duygusal dayanıklılık bir reflekstir. Dünyayla yüzleşmenin, onu anlamanın, onunla anlaşabilmenin bir yoludur. Bu refleksi geliştirmek ise ancak insanın kendine, davranışlarına, sözlerine, işine, hayatına ve inançlarına farkındalıkla bakmasıyla mümkün olabilir. Bunu da fark edebilmek için kişi, bir bilim insanı titizliğinde kendini analiz etmelidir. Yazmak, geçmişte aşılan zorlu dönemlerde kullanılan güç kaynaklarının ne olduğunu fark etmek, o gün yapılan işe yarayan seçimleri bugüne taşımak için stratejiler geliştirmek, insanın duygusal dayanıklılık kapasitesini arttırır.

İyimser olun

Hayata iyi tarafından bakmak olumsuz zamanlarda devam etmemizi sağlayan önemli bir özelliktir. Burada Polyannacılık oynamaktan ziyade zorlu koşullar karşısında dirençli olup, gerçekçi bir dünya görüşü ile olumlu bir bakış açısını dengelemek, duygusal dayanıklılığımızı arttıracak önemli bir adım olacaktır. 

Sosyalleşin

İnsanlar sosyal varlıklardır ve hayatta kalabilmek için başkalarıyla temas halinde olmalıdırlar. Beynimizin en iyi şekilde çalışması için de için sosyalleşmeye ihtiyacı var. Yapılan araştırmalar da beyin gelişimi için sosyalleşmenin önemini gösteriyor. Başkalarıyla bağlantı kurmak, zihninizi sakinleştirir ve stresi azaltan oksitosin salgılamamızı sağlar. Diğer yanda arkadaşlarınız ve diğer sevdikleriniz hayat zorlaştığında her şeyin yoluna girmesinde anahtar rol üstlenirler.

Fiziksel olarak güçlü olun

Yapılan araştırmalar bedenlerini fit ve güçlü tutan kişilerin duygusal olarak daha güçlü olduklarını ortaya koyuyor. Bedensel olarak güçlü olmak, düzenli egzersiz yapmak ötesinde sporu alışkanlık haline getirmek zihnimizin güçlü kalması adına önemli. Çünkü spor gibi bazı alışkanlıklar kilit taşı dediğimiz bize fayda sağlayacak diğer alışkanlıklarımızın gelişmesinde irademizi güçlendirerek anahtar bir rol üstlenirler. Güçlü bir irade ve karar mekanizmasına sahip olan zihin duygusal açıdan da güçlenir. Gerçekleri görme ve ayırt etme becerisine sahip olur, duygularının peşinde sürüklenmez.

Yeni çözümler üretebilmek

Sorunlarla baş etmenin her zaman tek bir yolu yoktur. Hepimizin kendimize göre zorluklarla başa çıkma konusunda geliştirdiğimiz bazı çözümleri vardır. Duygusal olarak dirençli insanları diğerlerinden ayıran konu ise stresli durumlarla baş etmek için çeşitli yollar kullanmalarıdır. Yaşanılan problemde çok zaman geçmeden içerisinde oldukları durumdan kurtulmanın yollarını ararlar.

Şu yazılarda ilgini çekebilir;

https://www.etkinkampus.com/ogrenci-isleri-nedir/2021/04/21/

https://www.etkinkampus.com/excel-ogrenebilecegin-3-youtube-kanali/2021/04/16/

https://www.etkinkampus.com/yazilim-ogrenebileceginiz-5-youtube-kanali/2021/04/14/

Benzer Yazılar
0 Comments
  1. İngilizcenizi Geliştirebilmeniz için 7 Ücretsiz Kurs! - Etkin Kampüs

    […] evrensel bir dil olan İngilizce öğrenmek bir sorun olmaktan çıkmıştır. İngilizce öğrenimini kolaylaştırmak için […]

  2. Zihin Tıkanıklığı Sendromu: Writer’s Block - Etkin Kampüs

    […] hayatında bir şeyler yazmak zorunda olduğu dönemler vardır ve yazma eylemi sadece edebi konular üzerine ya da bir fikir […]

  3. Yaratıcı Düşünme Nedir? Yaratıcı Düşünmek için 4 Adım! - Etkin Kampüs

    […] Yaratıcı düşünme günlük hayatımızdan iş ve özel hayatımıza kadar birçok yerde ihtiyaç duyduğumuz bir konudur. İş ve yaşamda karşılaştığımız neredeyse birçok sorunu çözmek için; yenilikçi çözümlerden, yanal düşünmeden ve özgün fikirlerden yararlanırız. Bazen bir konu üzerine saatlerce düşündüğümüz olur ve yine de saatlerce aklımıza herhangi bir fikir gelmez. Beklediğimiz, istediğimiz ‘o’ fikir zihnimizde oluşmaz. Öte yandan harika fikirlerin birçoğunun da benzer bir yaratıcı sürecin sonucunda ortaya çıktığını görürüz.  […]

Yorum Yaz