Bebek Cildine Dokunmadan Önce: Geleneksel Uygulamalar mı, Bilimsel Bakım mı?

Bebek Cildine Dokunmadan Önce: Geleneksel Uygulamalar mı, Bilimsel Bakım mı?

Sağlıkla ilgili inanç ve uygulamalarımız yaşadığımız toplumun kültürünün bir parçasıdır. Uygulamalarımız bu kültürden etkilenerek ve şekillenerek yaşamımızı etkiler. En hassas noktamız bebeklerimiz içinde anneler en doğrusunu yaptığını düşünerek geleneksel uygulamaları uygularlar. Peki ya bebek bu durumdan zarar görüyorsa? 

Bilimsel çalışmalar çerçevesinde kanıta dayalı uygulamaların anlaşılabilirliği ve bilinirliği doğrultusunda yüzyıllardır süregelen alışkanlıklar neticesinde; cilde zeytinyağı sürülmesi, pudra kullanımı, bebeğin tuzla yıkanması gibi geleneksel uygulamalar şekillenip devam etmektedir. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki kadınların yaklaşık %55 i kendine ve bebek bakımına yönelik uygulamalarda geleneksel uygulamaları tercih etmektedir. Kanıta dayalı uygulamaların uygulanma sıklığı ise sadece %16 olarak belirtilmiştir. (1)

Doğum sonu dönemin zorlu bir geçiş dönemi olması ve verilen sağlık hizmetlerinin yetersizliği kadınların bu yöntemleri doğal ve zararsız olarak görmeleri geleneksel uygulamalara yönelmelerine neden olmaktadır. Sağlık çalışanlarına düşen görev bu tür davranışların arkasında hangi kültürel etkenlerin yer aldığını bilmek ve yanlış olan uygulamaların düzeltilmesine yönelik çalışmalarda bulunmaktır. 

Modern tıp geleneksel uygulamaların bilimsel çalışmalar doğrultusunda, sonuçlarını şeffaf bir şekilde bize sunmaktadır. Bu noktada biz ebeler olarak kanıta dayalı uygulamaları, bilimsel içerikli bilgilerimizle annelere aktararak %16 lık oranı artırmaya çalışmaktayız. Çünkü doğum sonu dönemde yapılan ve özellikle sağlık açısından zararlı olan geleneksel uygulamalar bebeğin iyileşme sürecini uzatabilmekte, etkin tedavi almasını engellemekte; sakatlık, hastalık ve hatta ölümle sonuçlanabilmektedir. Bu tarz durumlarla karşılaşmamak için bu alanda uzman sağlık profesyoneli olan ebelerle iletişime geçerek daha fazla bilgi edinebilirsiniz. 

İnandığımız doğrular, kanıt temelli doğrular, doğru bildiğimiz yanlışlar ve yanlışlar …

Size soruyorum; Bebeğinize geleneksel uygulamalarla mı yaklaşmayı tercih edersiniz/ ettiniz ;  yoksa kanıt temelli bilimsel yaklaşımlar mı ?

Siz bu noktada düşünürken gelin biraz geleneksel uygulamalar ve sonuçlarına göz atalım 😊

Yeni doğmuş bir bebekseniz ve dünyayı tanımıyorsanız cildiniz size en muhteşem rehber. Peki ya cilt bakımında rehberiniz …?? Korunaklı anne karnından sonra dış dünya gerçekleriyle tanışan bebek için en önemli basamaktır cilt bakımı. 

İncecik, tam olgunlaşmamış, alkali Ph da ve geçirgen olan ciltleri ilk temastan itibaren anneye emanettir. Bu amaçla en sık yapılan uygulamalardan birisi;

Bebeğin cildinin zeytinyağı ile ovulması : Cildimiz vücudumuzun en büyük organıdır. Anne karnında başlayan cilt gelişim süreci doğum sonrasında ilk bir yıl devam etmektedir. Steril ortamdan ayrılan bebek cildi bu süreçte oldukça hassas ve korunması gereken bir yapıya sahiptir (2). Dünya genelinde yenidoğan ölümlerinin%23’ü enfeksiyonlardan kaynaklanmaktadır. Bu ölümlerin yaklaşık %50’si cildin bariyer fonksiyonlarının tam gelişememiş dönemi olan ilk haftalarda meydana gelmektedir (3). Olgunlaşmamış bir cilt, transepidermal su kaybı, kimyasalların absorpsiyonu ve cilt travmasına açıktır. Bu sorunlar sıvı homeostazı, termoregülasyon ve enfeksiyon ile ilgili zorluklara neden olur (4). Bu sebepler dolayısıyla yenidoğanda cilt bakımı hassasiyetle yaklaşılması gereken bir alandır. Yenidoğanda cildin zeytinyağı ile ovulması birçok kesimde rutin olarak yapılmaktadır. Doğumdan hemen sonra yenidoğanın cildinin pH derecesi 6.4 ille 7.5 aralığında alkalidir. Zeytinyağı bebek cildine göre daha alkalidir. Orantısız bir şekilde kullanımı bebek cildini tahriş ederek bazik ortamda bakteri ve mantarın üremesine olanak sağlayabilir. Ayrıca uzun süreli kullanımı cilt bariyer fonksiyonunu zayıflatıp ve pH dengesini bozabilir. Zeytinyağındaki yüksek oleik asit bebek cildinde mikro çatlaklar oluşmasına sebep olup, egzama riskini artırabilir. Bu durumda bebeğe destek olmak istiyorsak bu masajı daha dikkatli bir şekilde; Saf, soğuk sıkım zeytinyağı ile, nemli cilde az miktarda sürerek , bastırmadan , haftada 1-2 defa olacak şekilde kullanmak gerekmektedir.(5,6)

Bebeğin göbeğine pudra dökülmesi, batikon (povidon-iyot) sürülmesi : Pudra ve batikon göbek kordonunun düşmesi için sıklıkla uygulanan geleneksel yöntemlerdendir. Pudranın toz formu steril değildir ve göbek bölgesine uygulandığında mikroorganizma üremesini kolaylaştırabilir. Ayrıca pudra partikülleri solunum yoluyla bebeğe geçip akciğer irritasyonu veya aspirasyon (soluk borusuna kaçma) riski yaratabilir. Bunun yanı sıra göbekte hava geçişini engelleyerek iyileşmeyi geciktirir.

WHO, göbek kordonuna pudra, kül, un veya bitkisel madde uygulanmamasını kesin olarak önerir. Temiz, kuru bırakmak en güvenli yöntemdir. American Academy of Pediatrics (AAP) göbek bakımında hiçbir toz veya topikal madde kullanılmamasını, sadece kuru tutmanın yeterli olduğunu vurgular. (7,8)

Batikon ise iyot içeren antiseptik bir maddedir. Yenidoğanların cildi çok geçirgen olduğu için iyotu emer ve fazla iyot alımı tiroit hormon üretimini baskılayarak geçici hipotiroidi geliştirebilir. WHO bu konuda göbek bakımında alkol, batikon, veya antiseptik kullanılmamalı, yalnızca kuru bakım olması gerektiğini önermektedir. Ayrıca yalnızca enfeksiyon riski yüksek ortamlarda klorheksidin (%4) kullanılabileceğini belirtmiştir.

Göbek bakımında yapılması gereken; Kuru bakım, göbek kordonu temiz ve kuru tutulması, bezin göbek altına kıvrılarak, hava almasının sağlanması, hiçbir pudra, krem, yağ, alkol veya batikon kullanılmaması gerektiği ve sadece enfeksiyon bulgusu (akıntı, koku, kızarıklık) varsa sağlık profesyoneli gözetiminde antiseptik uygulanması gerektiğidir (9, 10).

Bebeğe tuz banyosu yaptırılması : Halk arasında ter kokmaması, bağışıklığını güçlendirmesi veya göbek düşmesini kolaylaştırması gibi yanlış inanışlarla yapılan bir uygulamadır. Tuz hiperosmolar bir ortam oluşturarak bebek cildinde tahrişe neden olarak bebekte acı ve yanma hissi yaratır. Bebek cildi tuzlu suya maruz kaldığında sodyum ve klor iyonları cilt yoluyla kana geçebilir. Yenidoğanın böbrekleri olgunlaşmadığı için fazla tuzu atamaz. Bu da hipernatremi (kanda fazla sodyum) gibi elektrolit dengesizliklerine yol açabilir. Yenidoğan bebeklerin cildinde doğumdan sonra kalan verniks caseosa adlı doğal, koruyucu bir tabaka vardır. Tuz banyosu bu tabakayı erken temizleyerek koruma etkisini ortadan kaldırır (11,12)

Bütün bu örneklere baktığımızda iki yaklaşım birbirinin zıddı olmamakla beraber hassasiyetle takip edilmesi gereken noktalar bulunmaktadır. Geleneksel yöntemler sevgiyle uygulanır ama her doğal olan, her zaman güvenli değildir. Bu sebeple önce bebek güvenliğini gözetmeli ve doğallığın kontrollü bir şekilde ve  bilimin rehberliğinde olmasına özen göstermeliyiz. Her gelenek kıymetlidir, ancak her bilgi de güncellenmeye açıktır. Bilimsel kanıtlar ışığında, sevgi dolu ama bilinçli bir dokunuş, bebek için en güvenli yoldur. Bilimin ışığında geleneklerimizden destek alarak sağlıklı bir bakım süreci diliyorum hepiniz için. 

Yazımı sonlandırırken sizlere ufak bir kontrol listesi hazırladım. Bebek bakımında dikkat etmeniz gereken başlıklara buradan ulaşabilirsiniz 😊

Ebeveynler İçin Mini Kontrol Listesi

[ ] Ürün içeriklerini mutlaka okuyun.

[ ] “Dermatolojik olarak test edilmiştir” ibaresini arayın.

[ ] Parfümlü ürünlerden kaçının.

[ ] Günlük değil, aralıklı banyo tercih edin.

[ ] Aile büyüklerinin önerilerini dinleyin ama bilimin süzgecinden geçirin.

[ ] Bakımda aşırıya kaçmaktan kaçının. Doğal sürece müdahaleyi sınırında tutun.

Kaynakça:

  1. Yalçın, H. (2012). Gebelik, doğum, lohusalık ve bebek bakımına ilişkin geleneksel uygulamalar (Karaman örneği). Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, 55(1), 19-31.
  2. Visscher M, Narendran V. Neonatal infant skin: Development, Structure And Function. Newborn and Infant Nursing Reviews 2014; 14(4): 135-41
  3. Lawn, JE, Blencowe, H., Oza, S., You, D., Lee, AC, Waiswa, P. Cousens, SN (2014). Her Yeni Doğan: ilerleme, öncelikler ve hayatta kalmanın ötesindeki potansiyel. Lancet, 384(9938), 189–205. doi:10.1016/s0140-6736(14)60496-7
  4. Shwayder, T., & Akland, T. (2005). Neonatal skin barrier: structure, function, and disorders. Dermatologic therapy, 18(2), 87-103.
  5. Cooke, A., Cork, M. J., & Danby, S. G. (2016). Olive oil, sunflower oil or no oil for baby dry skin or massage: a pilot, assessor-blinded, randomized controlled trial. Acta Dermato-Venereologica, 96(3), 323–330.
  6. Danby, S. G., AlEnezi, T., Sultan, A., Lavender, T., Chittock, J., Brown, K., Cork, M. J. (2013). Effect of olive and sunflower seed oil on the adult skin barrier: implications for neonatal skin care. Pediatric Dermatology, 30(1), 42–50
  7. Garbi, M. (2021). National Institute for Health and Care Excellence clinical guidelines development principles and processes. Heart, 107(12), 949-953.
  8. World Health Organization (WHO). (2017). Infant and young child feeding: Model Chapter for textbooks for medical students and allied health professionals.
  9. Chaudhari, S., & Bhalerao, M. (2017). Umbilical cord care: Evidence-based practices.
  10. World Health Organization. (2022). WHO recommendations on maternal and newborn care for a positive postnatal experience. World Health Organization.
  11. Chiou, Y. B., & Blume-Peytavi, U. (2004). Baby skin care: Influence on barrier function and cutaneous microbiota. Pediatric Dermatology, 21(5), 474–480.
  12. Lund, C. H., & Kuller, J. M. (2007). Neonatal skin care: The scientific basis for practice. Journal of Obstetric, Gynecologic, & Neonatal Nursing, 36(3), 203–212.

Sevgiyle ve bilimle kalmanız dileğiyle.

Bediha Köse

Balıkesir Üniversitesi Ebelik Bölümü

4. Sınıf Temsilcisi

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum Yap