İyileşmenin Binbir Hali: Hastalıkların İçindeki Kültürel İzler

İyileşmenin Binbir Hali: Hastalıkların İçindeki Kültürel İzler

 

Hastanede staj yaparken bir şeyi çok net fark ettim: Bir hastanın yatak numarasından çok daha fazlası olduğunu görmek gerekiyor. Biz okulda hastalıkları slaytlardan ve hocalarımızdan öğreniyoruz ama sahaya çıktığımızda karşımızda sadece bir “hastalık” değil, bir “insan ve onun toplumu” duruyor. Birine sadece ilaç verip geçemezsiniz; çünkü o ilacı içiş şekli bile yetiştiği mahallenin, ailesinin ve inandığı değerlerin bir parçasıdır.

Kimi hastalar ilacını şifalı kabul ettiği bir suyla içmeden tam iyileşeceğine ikna olmazken, kimisi ilacın yanında evden gelen bir bitki çayının asıl güç olduğuna inanarak o tableti yutuyor. Bazıları için iyileşme süreci, odasının kapısında bekleyen kalabalık bir grubun varlığına ve dualarına bağlıyken; bazıları bu süreci tamamen tek başına, sadece bilimsel verilere güvenerek sessizce yönetmek istiyor. Öyle anlar oluyor ki, yaptığımız bir pansumanın başarısı, hastanın geçmişteki bir hatasını telafi etmek için verdiği bir sadaka veya yaptığı bir iyilik hissiyle birleşince katlanıyor. Bir tarafta nefes egzersizleriyle bedenindeki dengeyi bulmaya çalışan birini görürken, diğer tarafta iyileşmeyi sadece bozulmuş bir düzenin onarılması gibi görüp sadece vitaminlerine odaklanan bir hayatla karşılaşıyoruz. Bazen de tertemiz bir bandajın yanına iliştirilen küçük bir iğnenin veya yastık altına saklanan bir tılsımın sağladığı o huzur, en güçlü ağrı kesiciden daha etkili olabiliyor.

Tüm bu gözlemlerim bana şunu öğretti: Bizler sadece yaraları saran veya ilaç takibi yapan kişiler değiliz; bizler aslında o insanların dünyalarına misafir oluyoruz. Eğer birinin iyileşmesini istiyorsak, onun inandığı değerleri ve toplumsal alışkanlıklarını dışlamadan yanında durmalıyız. Sağlık, sadece laboratuvardan çıkan temiz bir sonuç değil; bir insanın kendi kültürüyle, inancıyla ve sevdikleriyle barış içinde olma halidir. Bir hemşire adayı olarak biliyorum ki, bir bedeni ayağa kaldıran şey sadece kimyasal bileşenler değil, o insanın ruhuna ve yetiştiği topluma duyduğumuz samimi saygıdır.

Referanslar

Bayık Temel, A. (2008). Hemşirelik ve kültür. Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi, 24(2), 155-168.

Yılmaz, M. (2002). Kültürel bakım: Hemşirelik bakımının ayrılmaz bir parçası. Cumhuriyet Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 6(1), 1-8.

Eda Yazıcı
Erciyes Üniversitesi
Hemşirelik 2.Sınıf

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum Yap