Sıkıntıdan Varoluşa: Tehlikeli Oyunlar Üzerine

Sıkıntıdan Varoluşa: Tehlikeli Oyunlar Üzerine

Yalnızca Bir Roman Değil…

Oğuz Atay… Türk Edebiyatındaki belki de en karmaşık zihin. Eminim ki onunla tanışmak, insanın kendi beyninde bir yolculuğa çıkması gibidir. Tehlikeli Oyunlar ise bu yolculuğun en çetin duraklarından biri olsa gerek. Bu esere yalnızca bir roman deyip geçmek mümkün değil. Modern insanın çıkmazlarını, sıkıntılarını anlatan bu eser aynı zamanda gerçek ve oyun arasındaki o ince çizgi üstünde durmaktadır. Oğuz Atay, Türk edebiyatına getirdiği postmodern anlatım teknikleri ve derin psikolojik tahlilleriyle modern roman anlayışını kökten değiştirmiş bir yazardır. Tehlikeli Oyunlar da onun bu yenilikçi ve çığır açan rolünün en önemli kanıtlarından biridir. 

Geminin Yalnız Kaptanı: Hikmet Benol

Romanın merkezinde hayatla arası iyi olmayan ve kendisiyle başa çıkmakta zorlanan bir adam yer alıyor. Bu adamın adı Hikmet Benol. O, birçoğumuz gibi hayatın anlamını arayan fakat bir türlü amacına ulaşamayan bir karakter. Hikmet’in dünyası gerçek ve kurgunun, aklın ve deliliğin tamamen iç içe olduğu “oyunlardan” ibaret. Bu oyunlar onun bir nevi kaçış mekanizması. Her oyun başta aydınlanma macerası gibi başlasa da oyunun sonunda daha karmaşık bir labirentte bulur Hikmet kendini. İşte Atay, Hikmet aracılığı ile biz okuyuculara modern insanın yalnızlığını, iletişimsizliğini ve toplumdaki yabancılaşmasını usta bir dille anlatıyor. Onun iç sesleri, iç kavgaları sayfalar boyu akıyor ve biz de kendimizi bir anda Hikmet’in karmaşık zihninin denizinde buluveriyoruz. Atay’ın kendine özgü, ironi yüklü ve yer yer bilinç akışını andıran anlatım dili, Hikmet’in zihninin karmaşıklığını ve ruh halini bizlere doğrudan hissettirir. Bu dil, romanın atmosferini güçlendirirken, aynı zamanda bizleri metnin aktif bir parçası haline getirir. 

Gerçekler, Oyunlar, Çıkmazlar…

Tabii sadece Hikmet’in bunalımları anlatılmıyor. Hikmet’in çevresindeki karakterler –Sevgi, Bilge, Albay Hüsamettin- her biri Hikmet’in oyunlarının bir parçası, onun çıkmazını daha da belirginleştiren figürlerdir. Albay Hüsamettin ile dertleşmeleri, Sevgi ile yaşadığı çatışmalar, Bilge ile arasındaki anlam verilemeyen çekim… Bunların hepsi aslında Hikmet’in ne kadar karmaşık bir zihne sahip olduğunu okura kanıtlar nitelikte gelişen olaylar. Acaba bu olaylar Hikmet’i sıkıntılarından kurtarabilecek mi yoksa zihnini daha mı çok bulandıracak? Okurken en çok merak edeceğiniz şey bence bu olacak. 

Neden Okunmalı?

Hani başta söylemiştik ya, sadece bir roman değil Tehlikeli Oyunlar. Aynı zamanda kendimize ve varoluşumuza derin sorular sorduran bir deneyimin kapısıdır. Sizi düşündürmeye, sorgulatmaya hatta kendi “tehlikeli oyunlarınızı” keşfetmeye itecektir. Bitirdiğinizde belki de Hikmet’in yalnızlığını kendi içinizde hissedecek, kendinizi O’nun karmaşık dünyasına ortak olmuşken bulacaksınız.

“Eğer Oğuz Atay’ın dünyasına adım atmak istiyorsanız Tehlikeli Oyunlar harika bir tercih olabilir. Ancak dikkatli olmalısınız, bu oyunların içine girdikten sonra çıkmak pek kolay olmayabilir! ☺”

Ahmet Furkan Şensoy

Gazi Üniversitesi Bilgisayar Öğretmenliği Bölümü Mezunu

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum Yap