Kültürel Emperyalizmin Eğitimde Zararları ve Farkındalık Üzerine 

Kültürel Emperyalizmin Eğitimde Zararları ve Farkındalık Üzerine 

Giriş

Son zamanlarda küçük çocuklarda, özellikle ilkokul ve okul öncesi dönem çocuklarının sosyal yaşamlarında etkileşime girdiği medya içeriklerine baktığımızda izledikleri çizgi filmler, oynadığı dijital oyunlar, dinledikleri şarkılar, evdeki oyuncaklarından kitaplara kadar incelendiğimizde genellikle  tanıdık ama aslında bize uzak olan ögelerle karşılaşıyoruz. Spiderman, Barbie, Hulk, Superman, LOL bebekler gibi karakterler çocukların yanlarından ayırmadığı ürünler arasında yer alıyor. Hepsine kahraman derken, aslında yabancı kültürlerin kahramanlarını seçiyorlar, onlara özeniyorlar, onlar gibi giyinmek ve davranmak istiyorlar. Tüm bunlar eğlence aracı gibi görünse de farkında olmadan, doğrudan ya da dolaylı biçimde yabancı kültürlerin değerlerinin çocukların yaşamına girmesine zemin hazırlıyor. Bu durum, medya aracılığıyla hem yabancı kültürel değerlerin empoze edilmesine hem de tüketim alışkanlıklarının yönlendirilmesine neden olabilmektedir.

Kültürel Emperyalizmin Tanımı

Kültürel emperyalizmin kısa tanımı; bir kültürün başka bir kültüre kendi değerlerini empoze etmesidir. Yani yabancı bir kültürün medya, reklam vb. öğelerle sızması ve uzun vadede kişilerin yerel kültürünü ikinci plana atmasını sağlayacak süreçtir.

Kültürel Emperyalizm Okullarda Nasıl Görülür?

Küçük çocuklar, özellikle okul öncesindeki çocukların, etkileşime girdikleri ve gördükleri içerikleri doğrudan kabul etme eğilimindedir diyebiliriz. Medyadan izledikleri karakterler çoğunlukla başka kültürlere aittir. Elsa’nın Karlar Ülkesinden Spiderman’in gökdelenlerine, Kaptan Amerika’nın fantastik kahramanlık hikâyelerinden Barbie’nin pembe dünyasına kadar birçok karakter çocukların beğenisini kazanmaktadır. Bu karakterlere özenen çocuklar, onların kıyafetlerini ve oyuncaklarını ister; onların değer verdiği şeylere değer verirler. Ancak ne yazık ki yerel kültürdeki karakterlerimizin tanıtılmasındaki eksiklikler veya çocuğun ilgisini çekebilecek düzeyde sunulmamasından da ötürü kendi kültürlerine ait Nasreddin Hoca, Keloğlan, Karagöz ve Hacivat gibi karakterleri ya bilmemekte ya da bilseler bile ikinci plana itmektedirler. Bu durum, çocukların kendi kültürel belleğini yabancılaşması endişesini ortaya çıkarıyor .

Öğretmenlerin Rolü

Öğretmenler bu süreçte kritik bir role sahiptir. Çocuklara kendi kültürlerinin ne kadar değerli olduğunu göstermekle sorumludurlar. Örneğin:

– Sınıfta Keloğlan masalını anlatmak,

– Nasreddin Hoca’nın animasyonlarını izletmek,

– Hikâyeleri çocuklarla canlandırmak,

– Geleneksel çocuk oyunlarını birlikte oynamak,

– Kendi kültürümüze özgü bez bebek oyuncaklarını tasarlamak,

– El sanatlarını etkinliklerde kullanmak ve bu objelerin hikâyesinden bahsetmek,

– Millî ve dinî bayramları coşkulu biçimde kutlamak gibi etkinlikler yoluyla çocukların kültürel kimlikleri güçlendirilebilir.

Öğretmenler kültürü sınıfa taşıdığında çocuklar da zamanla kendi kültürlerini tanımaya ve benimsemeye başlar.

Ailenin Önemi

Aile, kültürün başladığı yerdir. Çocuklar kendi kültürlerini ilk olarak aileleri sayesinde tanır. Söylenen ninniler, anlatılan masallar, birlikte oynanan oyunlar, aile içindeki davranış biçimleri ve alışkanlıklar, çocukla birlikte kültürel yemekler hazırlamak, evdeki kültürel eşyalara dair sohbetler gibi etkinlikler; çocuğun kültürel aidiyetini oluşturan ilk unsurlardır. Bu süreçte hem okulun hem de ailenin iş birliği içinde olması, çocuğun hem gelişimini hem de kültürel farkındalığını olumlu yönde destekler.

Sonuç

Çocuklarımız ve öğrencilerimiz kendi kültürünü ve kahramanlarını ikinci plana atarak yabancı kültürlerle etkileşime girerse, onların kahramanlarına özenirse; kendi kültürümüzü ve hikâyelerimizi unutan nesiller yetişme tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz. Bu risk, erken yaşta farkındalık kazandırılarak azaltılabilir. Çocukların kültürle tanışması anne kucağında başlar ninnilerle, ardından oyunlarla, masallarla, şarkılarla ve aile içi rol modellerle devam eder. Böylece kendi kültürünü tanıyan, benimseyen ve kültürel öğelerini temsil eden bireyler yetiştirilebilir.

Kaynaklar

  1. Karaboğa, M. T. (2018). Medya Çağında Çocuk ve Çocuk Kültürü: Şiddet ve Tüketim Kültürünün Yansımaları. Uluslararası Çocuk Edebiyatı ve Eğitim Araştırmaları Dergisi, 2(2), 1-17.
  2. Erşan, Ş. (2024). Okul Öncesi Öğretmenlerinin Aile Eğitimi ve Katılımı Çalışmalarının Özel Alan Yeterlilikleri Kapsamında Değerlendirilmesi. Sinop Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 8(Eğitim Bilimleri ve Sosyal Bilimler Özel Sayısı), 391-422. https://doi.org/10.30561/sinopusd.1582552
  3. Sümer, M. D. (2024). Attila İlhan’ın Çözümlemelerinde Kültürel Emperyalizmin Sosyolojik Temelleri. Erdem, 86, 117-139. https://doi.org/10.32704/erdem.2024.86.117

Hasan Samet Demircan

Aksaray Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü

4. Sınıf Temsilcisi

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum Yap