fbpx

Sadece Canı İstediğinde Telefonlara Cevap Veren İnsanların Bize Çok da Uzak Olmayan Özellikleri

Aramalarımıza hemen dönülsün istiyoruz. Beklemekten, bekletilmekten, meşgule atılmaktan pek hoşlanmıyoruz. Tabi her aradığımız insana da anında ulaşabiliyor değiliz. Bu durum karşısında zaman zaman sinirleniyor bazen de işi var herhalde o bana döner sonra diyoruz. Peki asla dönmeyen o insanlar? Evet çevremizde çok var… Belki de biz de arada yapıyoruzdur her zaman onları suçlamamız ne kadar doğrudur bilemiyoruz. Ama bazıları da var ki sadece canı istediğinde, canının istediği kişilerin telefonlarını açıyor. Bir de size söyledikleri yalanları yok mu… Çileden çıkmamak için zor tutuyor insan kendisini. 

Gelin bakalım, canı istemediği sürece telefonlara asla yanıt vermeyen bu insanların özellikleri nelermiş. Belki içerisinde bir yerlerde kendimizi buluruz? 

Öncelikleri her zaman kendileridir

Öncelikli olarak kendilerinin ne düşündüğünü, modlarının keyiflerinin yerinde olup olmadığını yoklarlar. Eğer keyfileri yeterse ve öyle durduk yere zırt pırt arayan insanlara karşı bir duruş, tavır gösterirler. Etrafındaki ponçik insanların “telefonun çalıyor” sözlerine de alaycı bi’ tavırla “çaalsııın boşveee” derler.

Kendilerini modern dünyanın tasmasından kurtarabilmişlerdir

Teknoloji ile araları iyi değildir demiyoruz kesinlikle. Sadece teknolojiyi ayaklarına bağ yapmazlar. Teknolojiyi bir amaç değil araç olarak kullanırlar. Gündelik işlerini; telefon trafikleri, mailler, yayınlanmış diziler, yeni çıkan filmler belirlemez. Gün içerisinde bir planları vardır ve onu takip ederler. İşlerini bir öncelik sırasına koyarlar ve eğer siz onu bir iş yaparken arıyorsanız üzgünüz aradığınız kişiye asla ulaşamayacaksınız! Ders çalışırken telefonunu uçak moduna alanları merak ediyorsanız tanıştıralım işte bu insanlar… 

Öğrenci işlerinden farkları yoktur!

Telefonu açıp mikrofonu kapatırlar ya da telefonu açarlar ışık hızıyla geri kapatırlar. Utanmasalar ben sizi dahili numaraya bağlıyorum deyip saatlerce o tatsız müzikleri dinletirler. Bu kişilere ulaşamadığınızda, sms atmak da fayda etmez. Ancak keyifleri yerine gelecek de cevap yollayacaklardır. 

Aynı taktik kapı için de geçerlidir

Kapı çaldığında önce bir acaba kim geldi yine yaa diye bir bakarlar. Eğer kapının ardında hoşlanmadıkları, o gün görmek istemedikleri birisi varsa evde yokmuş taklidi yaparlar. İşlerini de öyle ciddiye alırlar ki yerlerde adeta sürünerek ilerlerler ses gitmesin diye. Helal olsun diyoruz. 

Uzun telefon konuşmaları kemiklerini eritir 

Telefonda uzun uzun konuşmaya asla gelemezler. “Yine aradı yaa zırlayacak.” diye düşünürler. Telefonu isteksiz açmalarının yanında konuşma onların istediğinden daha uzun sürmüşse, “Ya benim kapatmam gerekiyor şimdi annem çağırıyor.” yalanını söylemekten çekinmezler. Çünkü konuşma uzadıkça onları afakanlar basar. Elleri ayakları titrer. Biz de her zaman inanıyoruz kabul edelim. 

Dünya yansa umurlarında olmaz

Yanan kendi evleriyse belki biraz tedirgin olabilirler. Yanma felaketi sırasında sadece boşa geçen vakitlerine ve işlerinin aksamasına üzülürler. Geri kalanı pardon yananı pek de umurlarında değildir. 

Az insan çok huzur hayat mottolarıdır

Kalabalık çevrelerden pek hoşlanmazlar. Çevreleri yığınla, ismini bile hatırlamadıkları insanlarla dolu değildir. 2-3 yakın arkadaş onlara yeter ve sürekli de onlarla görüşür, konuşurlar. Çünkü ne kadar az insan tanırlarsa kötü insanları o kadar az tanımış olduklarına inanırlar. 

Birisi sırf üzülmesin diye istemediği halde konuşmaz

En azından sahtelikleri yoktur diyebiliriz. Netler! Sizinle konuşmak istemiyorsa istemiyordur, sohbeti uzatmak istemiyorsa istemiyordur ve bunu bakışlarıyla, ses tonuyla, cümleleriyle fazlasıyla dile getirirler. Yalandan karşısındakini önemsiyormuş ve çok seviyormuş gibi davranmaya ihtiyaç duymazlar. Tabi telefonu açtıktan sonra… 

WhatsApp okundu ve son görülme bilgileri kapalıdır

Şaşırmadık bence? Çünkü yanlışlıkla mavi tik yaparlar sizi falan olmaz bir de sizle mi uğraşsınlar… Aynı taktik facebook ve msn zamanında da uygulanmıştır. Günümüzde ise kendilerini, online derslerde sinsice her şeyi dinleyen ama kendisini hiçbir şekilde ele vermeyenler olarak görebiliriz. 

Sessizliğin değerini bilirler 

Telefonlarına gün içerisinde yığınla gelen bildirimlerden, telefon trafiğinden bunalırlar telefonu öylece bir köşeye fırlatmak gelir içlerinden. Hatta bazen sadece sadece ev telefonunun kullanıldığı 90’lar dönemine ışınlanmak isterler. 

İlişkileri kolaylıkla bitirebilirler 

Çünkü bayrağı onlar tutuyor! Onları istemedikleri hiçbir şeye zorlayamazsınız. 5-10 yıllık ilişkileri bile bir kalemde silip attıklarını gördüğüzde şaşırıp kalabilirsiniz. 

Bize bu kadar tatlı görünseler de iç sesleri o kadar tatlı değil aslında… 

“Ya arkadaşım, teknoloji çağı diyoruz, milenyum diyoruz, aya çıkıcaz; marsta su arıyoruz falan diyoruz. Telefonla konuşmak mı kaldı bu devirde? Hadi diyelim kaldı, yahu neden herkesi kendin gibi görüyorsun. Whatsapp var, sms var envai çeşit uygulama var ulaşmak için. çok mu zor, “bik bik için aramıştım” diye mesaj atmak… Ulaşmak isteyen her şekilde ulaşıyor… Mesajınıza döneceğimizden değil, hiç değilse konunun ne olduğunu bilelim ki, ilgi çekici duruyorsa daha hızlı döneriz. Alt komşumuza çat diye sürpriz yumurtadan çıkarcasına “Biz geldiiik.” deyip içeri dalmıyorsak aramadan önce de bi müsait misin diye sorun yahu!”

“Gel gelelim bu küçücük teknoloji harikalarını ellerimize alırken bizlere böyle bir “her telefonu mutlaka açacaksın, sakın çağrı kaçırma!” diye sözleşme imzalatan olmadı. Sadece bu telefonu almak için “x.xxx ₺ verin” dediler.”

Haklılar gibi mi sanki biraz?

Lahana sarmasını sevmeyen birisine onu zorla yedirmek mantıklı mıdır?

Telefonunu açmak istemeyen bir insanı neden eleştiririz ki? Örneğin siz canınız lahana sarması istemediği zaman lahana sarmasını neden yemediğinizi açıklamaya mecbur musunuz? Ya da canınız istemiyor diye makyaj yapmadığınızda neden bu durumu neden savunmak zorunda olasınız ki?

Bu insanlara karşı ne kadar şikayetçi olsak da kendilerini bu kadar önemsemelerini de takdir etmiyor muyuz?

Ücretsiz kayıt için tıklayınız

Ücretsiz kayıt için tıklayınız

Bu Yazıyı Paylaş
3 Comments
  1. Fatmanur Çakır

    Yahu yazıda birebir kendimi okudum siz çok yaşayın

Yorum Yap