Kendi Kaizenini Yaratmaya Ne Dersin?

Hayatımız iniş çıkışlarla dolu bir hikaye. Birgün çok iyiyken diğer bir gün hayal kırıklıkları, mod düşüklüğü, can sıkkınlığı… Nereden çıktınız şimdi siz? Bir sonraki günümüz kötü geçmese bile yerimizde saydığımızı hissettiğimiz zamanlarımız oluyor. Hikayenin sonuna gelindiğinde ise “Hayda neden böyle oluyor şimdi ya?” Deyip depresyona kapıları bir güzel aralarız. Sonra arkadaşlarımıza “Kanka hiçbir şey yapasım gelmiyor yeaa, niye böyle oldum ben?” Demeler… Arkadaşımızın tavsiyeleriyle bu durumdan çıktıysak şanslıyız. Günlerimiz kötü geçmeye devam ediyorsa aman efendim ver elini o psikoloğa ver elini o doktora derken iradesizliğimiz hayatımızdan günler aylar götürür. Peki sen bu hayattaki hikayeni nasıl yazıyorsun? “Şimdilik ben pek yazamıyorum canım yaa.” Diyenlerdensen hayatını iyileştirmen konusunda kendi kaizenini yaratmanı öneriyoruz. Daha fazla vakit kaybetmeden hadi başlayalım!

Nedir Bu Kaizen Yahu?

Çevremizde sürekli iyileştirme ve gelişme kavramları aslında kaizen çatısı altında toplanmaktadır. Sürekli daha iyiye ulaşmayı hedefleyen bir anlayış olarak karşımıza çıkan bu kavram kökenini; Japonca’daki Kai: Değişim ve Zen: İyi sözcüklerinin birleşmesinden almaktadır.

“Herkesi kapsayan sürekli iyileştirme” anlamına gelmektedir. Bu kelime ayrıca bir felsefeyi ve bir yaşam biçimini de ifade eder: “Her geçen günün bir önceki günden daha iyi olması için evde, işyerinde ve sosyal yaşamda sürekli çaba sarf etmek.” Anlamına gelmektedir. Peki Kaizeni hayatımıza nasıl uygulayabiliriz, hangi adımlardan oluşuyor? Yazarı, Psikolog Robert Maurer olan “Kaizen Yolu” isimli kitaptan yola çıkarak kaizeni anlamaya çalışacağız. Kitap genel anlamıyla bizlere kalıcı alışkanlıklar edinebilmenin anahtarını vermekte ve zorluklarla karşılaştığınızda düşüncenizi, bakış açınızı yenileyerek hayatınızda mutluluğu yakalamanızı sağlamakta. Ee hadi çok uzattık başlayalım!

Yazar kitaba giriş yaparken, insanlar nasıl başarılı oluyor? Başarılı kişiler nasıl başarılı kalıyorlar? gibi temel sorular üzerine yoğunlaşıyor ve sistemin temelinde sürdürülebilirliğin önemini vurguluyor. Bu nedenle bir şeyleri sürdürülebilir kılmadan önce izlememiz gereken 6 adımı bizlere şöyle sıralıyor;

1.Küçük sorular sorun

Neydi o damlaya damlaya göl olur falan. Küçük adımlarımız bize büyük sıçramalar kazandırabilir. Şu an hayatınızda iyileştirmek istediğiniz ne var? Birkaç tane mi birçok mu hiç fark etmez bizde dert bitmez zaten öyle değil mi… bu konular için kendinize küçük sorular sorarak başlayın. Örneğin; Sağlığımı daha iyi hale getirmek için atacağım en ufak adım ne olabilir? Benim için önemli ama insanlık için pekte önemli olmayan, beni özel kılan özelliğim ne? Hangi işi para vermeseler dahi yapmayı kabul ederdim? Girdiğim bir sınavda veya mülakatta başarılı olacağım garanti olsaydı şu andan farklı ne yapmak isterdim? Yine bunu ister miydim sahi? Yarın ne yaparsam mutlu olabilirim? Gibi ufak sorular sorup cevaplarını kendinizde arayarak işe başlayabilirsiniz. Unutulmamalı ki kötü şeyler sormaktan kaçının. Bu sınavı/işi kazanamazsam ne olur, aileme, çevreme ne derim? Değil! Bu sınavı/işi kazanırsam ne olur, hayatımda neler değişiri sormamız gerekir. Çünkü biz biliyoruz sen alırsın! Aslansın sen yaparsın!

2.Küçük düşünceler üretin

Bu konu en önemlisi diyebiliriz. Çünkü hayatımızda aklımızdan nasıl bir düşünce geçerse, ağzımızdan nasıl bir cümle çıkarsa onu yaşarız. Hepimizin hayatta kötü anıları oluyor güzel anıları da olduğu gibi. Hikayenize nereden, kaçıncı sayfadan baktığınız önemli. Heh işte o pencere şeyi, hangi pencereden bakıyoruz falan… Peki bu kötü anılarımızın üstesinden nasıl geleceğiz? Dağları tepeleri aşmana gerek yok güzel arkadaşımız. Yapman gereken tek şey o an sorunun neyse onu düşünmekten korkma. Yapılan araştırmalara göre eğer beynini bir şeyi düşünmemek üzerine kodlarsan günde sürekli olarak onu aklına getirmektedir. O yüzden bırak, aksın gitsin. Kendine bu durumdan aslanlar gibi çıkacağını hatırlatman gerek. Her zaman yaşamaya değer bir hayatının olduğunu, özel olduğunu, çevrende sevilen bir insan olduğunu, güzel bir kalbin ve güzel bir geleceğe sahip olacağını kendine hatırlatman gerekecek. “Hıı kendini avut diyorsun yani?” Hayır! Hikayenin mutlu sonla bittiğiniz biliyorsun sayfaları çevirsek mi diyorum artık?

3.Küçük eylemlerde bulun

Herkes sadece düşünürken, sen düşündüğünü eyleme geçir. Zayıflamak mı istiyorsun, otururken spor videoları izle, sporda devasa değişim gösteren insanların resimlerine bak, sporun faydalarını okumakla başla. Ders çalışmakta zorlanıyor musun, verimli nasıl ders çalışılabilir, hedefin ne, nereden nereye gelmek istiyorsun, o gün sadece bununla ilgili plan yap mesela.

4.Küçük sorunları çözün

En büyük sorunlarımızdan birisi sorunlarımızı asla çözmemek adına ders çalışma masamızın kıyısına köşesine sıkıştırdığımız cips paketleri gibi biriktirmek. O sorunu o an çözmek bize çok zor geliyor evet. “Aman canım hallederiz yaa” demek daha kolay geliyor. Fakat bu sorunlarımız biriktikçe birikiyor ve dertlerin içine sıkıştırıyoruz kendimizi. Bu küçük sorunun daha büyük bir soruna neden olabileceğini düşündük mü peki?

“Bir zorlukla, henüz başa çıkması kolayken ilgilenin; büyük bir görevi küçük eylemler aracılığıyla tamamlayın” Tao Te Ching

5.Küçük ödüller verin 

Başta klişe gibi gelebilen bu cümle kendimizi sevmeyi beceremediğimiz için işlevsiz kalıyor çoğu zaman. Çevremiz tarafından takdir görmek, sevilmek, onaylanmak, örnek alınan insan olmak, övgüler almak depresyonu önleyebilecek etkenler arasında yer alıyor. Aksi takdirde eleştirilere, kötü sözlere maruz kaldığımızda kendimizi kötü hissederiz. İşte tam da bu noktada kendini sevmeye başlamalısın. Seni mutlu edecek şeyleri en iyi sen bilirsin. En sevdiğin şeylerle kendini ödüllendir. Duşta her zamankinden 15-20 dk daha fazla kalmak bile kendini ödüllendirmektedir. Neyi istiyorsan, içinden ne geliyorsa onu yap!

6.küçük fırsatları değerlendirin

Hayatı mutlu ve dingin yaşan insanlar evrenin kendisine sunduğu mesajları ve fırsatları anlayabilip onları değerlendirebilen insanlardır.” Ya ne yapacağım ben şimdi?” Diye sorduğunuzda evren aslında ne yapmanız gerektiği konusunda size ışıklar yakmaktadır. Bu nedenle açık zihinli olmak ve küçük anların farkında olmak çok önemli.

“Farkında olmak, iyileşmenin ve değişmenin ilk adımıdır.” Louise L. Hay

 

 

Benzer Yazılar
Yorum Yaz