Beslenme ve Diyetetik Bölümündeki Öğrencilerin Bilmesi Gerekenler  

Beslenme ve Diyetetik Bölümündeki Öğrencilerin Bilmesi Gerekenler  

Üniversite sınavı geçti açıklanmasına sayılı günler kaldı hal böyle olunca bölüm ve meslek tanıtımları oldukça ilgi çeker hale geldi. Üniversite tercih zamanları herkes illaki bir sürü siteye göz gezdirmiş okumadığı bilgilendirme yazısı kalmamıştır. Belki kendi çapında artı eksi listesi oluşturan da vardır yeterli bilgiye ulaşamadığı için kafayı yiyen de. Biz de içinizdeki yangına bir nebze de olsa su serpmek için meslek tanıtımı 101 el kitabını oluşturmaya karar verdik.

10 kişiye 3 diyetisyenin düştüğü, mezunu bol bölümlerin başında beslenme ve diyetetik yer almaktadır. Gerek devlet gerek özel üniversitelerin neredeyse çoğunda bulunan her geçen yıl kontenjanı devlete ataması ile ters orantılı arttırılan günü birinde her ASM’ye 1 diyetisyen kararı ile istihdamı arttırılması umut edilen yıldızı parlak mesleğimiz. Bölümü tercih etmeden önce taşınması önem arz eden özellikler neymiş gelin bir göz atalım.

1) Diyetisyen demek zayıflatıcı demek değildir

Sizin göreviniz beslenme tedavisi ile iyileşebilen hastalıklarda kilit rol oynamak, yoğun bakım servisleri, onkoloji hastaları, toplu beslenme yapılan yemekhane vb. yerlerin menü işleyiş kontrolünü sağlamak, sporcularda performansı arttırmak; sakatlanmaları önlemek için beslenme düzenleri oluşturmak, kilo kaybı ya da alımı tercihlerinde kişiye özel beslenme önerileri ve diyetlerini yazmak gibi sanılanın aksine “ekmek yeme, bol su, iç elmanın kalorisi şu” kadar sığ bir bilgi birikimi ile para kazanmaya çalışmak değil. Siz de havadan maaş alıyorsunuzculara her zaman maruz kalıp bu çetin savaştan galip gelmek istiyorsanız neler yapabilirsiniz, neler öğreneceksiniz, sınırlarınızı ne kadar zorlayacaksınız farkında olarak ilerleyin. 

Ek olarak İnsan vücudunu ve sistemlerini ayrıntılı öğrenip, tüm hastalıklarda beslenme, sağlıklı beslenme, çocuk beslenmesi, yaşlı beslenmesi, sporcu beslenmesi ve hastane, otel, fabrika vb. aklına gelebilecek tüm toplu yerlerde beslenme hakkında ayrıntılı bir 4 yıllık eğitim alıyorsunuz. Zayıflatma; yani “obezitede beslenme” bunun %5’i falan kalıyor…

2) Şan, şöhret, bol kazanç hayaline kapılmayın

Elbette herkes adının duyulmasını, tanınmayı, çok para kazanmayı ister ancak her yıl binlerce mezun veren ve öncesinde de on binlerce mezunu olan bir bölümde aradan sıyrılıp kendini tanıtmak elbette biraz zorlayıcı olacaktır. Daha okul bitmeden sağlıklı beslenme öneri sayfası açıp takipçi kazanmaya çalışan, hiçbir etkinlik sempozyumu kaçırmayan, aktif staja giden rekabet dolu bir ortamda rüştünüzü ispatlamak imkansız değil ama uzunca zaman alacaktır. 

3) Dil, dil, dil

Yabancı dil bilme şart olmasa da kendinizi geliştirmek literatür taraması yapıp kaynak araştırmaları için yabancı dilinizin belirli bir seviyede olması işinize yarayacaktır. Tabi ki sizden kimse İspanyolca bir makaleyi Fransızca’ya çevirerek anlatmanızı beklemiyor ancak “I understand but I can’t speak” de sizi bir yere kadar idare eder. 

4) Araştırmaya, kendinizi geliştirmeye açık olun

Bize göre bölümün en keyifli kısmı tam olarak burası. Çünkü sürekli kendini revize eden her gün yeni bir bilgi ortaya çıkan alanların başında beslenme geliyor. Önemini, yeteneğini, işleyişini keşfedemediğimiz onlarca meyve sebze, sindirim olayları, hormonlar var ki daimi bilgi akışının önüne geçilemiyor. Aynı zamanda bir tarafta “Her gün 1 bardak zeytinyağı için!” diyen kalp cerrahları, sirke zayıflatıyor diyen sözde beslenme uzmanları varken doğru bilgiye güvenilir kaynaklardan kendi başınıza ulaşmak en iyi yol olacaktır. Yeni kitaplar almanın heyecanı, okudukça bu böyle miymiş diye ufkunuzun iki katına çıktığının tatminlik hissi ile siz de bu kervana zevkle katılacaksınızdır. 

5) İnterneti İyi Kullanın

Üstteki madde ile bağlantılı ancak her şeyi kapsayan bir durumdur. Mail atmak kadar temel düzey bilgiden Google Akademide hocalarınızın yayınladığı makaleleri istediğiniz an bulabilecek kadar konuya hakim olmalısınız. Devir sosyal medya devri telefonlar elimizden bilgisayarlar masamızdan eksik değilken ayy ben internet kullanımına karşıyım pek de iç açıcı bir tablo çizmenize yardımcı olmaz. Sosyal medya hesaplarınızı aktif kullanıp geleceğe yatırım yapmak, tez makale araştırmaları için en doğru yol nedir bilmek, akademik kitapları en uyguna bulmak hayat kurtarıcı olacaktır. 

6) Etikten Sapmayın

Nasıl ki diploması olmayan, 10-15 kg verince beslenme uzmanı kesilenler mesleğinizi kirletiyorsa aynı şekilde tıp eğitimi almadan anatomi fizyoloji hastalıklarda beslenme tedavisi dersini aldığı için teşhis koyan-tedavi öneren, sporcu beslenmesi aldığı için yalnız o hareketi yanlış yapıyorsun edalarına bürünen, supleman takviyesi önerebildiği ve farma dersleri aldığı için eczacı triplerine giren diyetetik öğrencileri ve diyetisyenler de mesleği aynı ölçüde karalayanlar arasındadır. Bütün meslek grupları sınırlarının nerede başlayıp bittiğinden emin olursa çıkar çatışması ve kaotik ortamlar olmadan refah içinde mutlu bir şekilde yaşayabilirler.

7) Doktor, eczacı, spor hocası, psikolog vb. olmayacaksınız, bunun bilincinde olun

Siz beslenme uzmanısınız. Tahlil yorumlayıp, ilaç vermek doktorun işi, spor yaptırmak spor eğitmeninin işi, psikoloji psikologların işi; sen “yaşam koçuyum” diyen sertifikacılara, mesleğinizi sahiplenmeye çalışan eğitimsizlere bakmayın, herkesin mesleğine saygı duyun ve diğer meslek gruplarıyla ortak çalışma bilincini kabul edin.

8) Çok Seveceğinizden emin olun

Çok rahat meslek olduğunu düşünmeyin. Okurken ayrı dirsek çürüteceksiniz, kendinizi anlatmaya çalışırken ayrı çürüyeceksiniz. Kolay meslek ve kolay bölüm yok bundan emin olun. Hiç kimseyi elleri cebinde mezun da etmiyorlar bu yüzden zorluklar gözünüzü korkutmasın. Buna rağmen bu mesleği seveceğine eminsen tebrikler, uygun bir diyetisyen aday adayısın. Mesleki bir soru geldiğinde yanıtlamanın hazzı, terminolojiye hakim olmanın özgüveni, insanlara yardımcı olabilmenin mutluluğunu bir kez dahi olsa tattıktan sonra pişman olmayacaksınız. Belki idealist bir insan olmanızdan belki de mecburiyetten tercih edeceksiniz bu bölümü ancak işin sonunda o sıralarda oturmayı hem çok sevecek hem de hiç bitmesin isteyeceksiniz bizden size bir büyük tavsiyesi.

9) Her türlü garip soruya maruz kalmayı, ortamlarda rahat rahat yiyip içememeyi ve sürekli mesleki soru cevaplamayı göze alın

“Bu göbek nasıl gidecek, ama sen de yiyorsun, limonlu su zayıflatıyormuş doğru mu, 1 haftada 10 kilo vermek istiyorum ne yapabilirim, krem sürmek kilo yapar mı?…” ve daha nice soruyla sürekli karşılaşmaya, arkadaş-aile-akraba ortamında bile sürekli sabırla sorulara cevap vermek durumunda kalmaya ve eğer kiloluysan “Önce kendini zayıflat!” söylemini duymaya hazırlıklı olmalısınız.

10) Her diyetisyen rahatlıkla devlet işine yerleşir, ismi duyulmuş özel hastanelerde çalışır veya kendi yerini açar diye bir düşünceye kapılmayın

Tabii ki hiçbirisi uzaktan göründüğü kadar kolay değil. KPSS puanları göklere yükseldi, büyük özel hastaneler en az 3-4 yıllık deneyimli diyetisyen istiyor ve kendi yerini açma aşamasına gelmek için de düşündüğünüzden çok daha özverili çalışmanız gerekebiliyor. Yani mezun olduktan sonra birtakım zorlukların sizi beklediğini bilin, bunu göze alarak gelirseniz ve nerede çalışırsanız çalışın mesleğinizin hakkını verebilecek kadar severseniz; mutlu da olursunuz mutlu da edersiniz.

Hey üniversiteli! Yazı verimli geçirmek için bir tatil planın var mı? Kalabalık bir ekiple yaz tatili yaparken kariyer gelişimini desteklemeye ve network’ler oluşturmaya ne dersin?

Buraya tıklayarak sen de bütçene uygun, unutulmaz bir deneyimle yazını renklendirebilirsin! Summer MeetUp’ta seni de aramızda görmeyi çok isteriz 🙂

Şu yazılar da ilgini çekebilir:

https://www.etkinkampus.com/summer-meetup21de-neler-yaptik/2021/07/22/

https://www.etkinkampus.com/sosyal-medya-aldatmacasi-mi-detoks-mu/2021/07/20/

https://www.etkinkampus.com/beslenme-ve-diyetetik-ogrencilerinin-mutlaka-okumasi-gereken-kitaplar/2021/07/09/

Benzer Yazılar
Yorum Yaz